Daha İyi Bir Gelecek İçin “Evet”

0

Millet olarak geleceğimizi derinden etkileyecek kader anlarından bir sürece girmiş bulunuyoruz. 16 Nisan 2017 referandumuyla milli iradenin iç ve dış vesayet odaklarından bağımsızlaşacağı ve millet merkezli siyasetin tecelli edeceği bir tercih sunuluyor.

Osmanlı mirası üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti ne yazık ki laiklik ve milliyetçilik temelleri üzerine kurulmuştur. Bu durum tarih boyunca devlet-millet kaynaşmasına ve birlikteliğine engel olmuştur. Cumhuriyet tarihi boyunca laiklik kisvesi altında dindarlara yapılan haksızlıklar; milliyetçilik adı altında Kürt ve diğer etnik unsurlara yapılan zulümler devlet-millet kaynaşmasına engel teşkil etmiş ve ülkenin gelişmesi için harcanması gereken enerji ve çabanın iç çatışma ve sistem mühendisliği kapsamında harcanmasına sebep olmuştur. Bu sorunlu iki temel ve şimdiki yönetim sistemi enerji ve kaynaklarımızın heder olmasına ve netice itibarı ile ülkenin gelişmemesine sebep olmuştur.

Ülkemiz son yıllarda kendi halkına hizmet etme noktasında sağlıktan eğitime, sanayiden kültüre, dış politikadan ulaşıma adeta bir devrim gerçekleştirmiştir. Sadece kendi ülkesiyle yetinmemiş; bütün dünyanın mazlum milletlerini sahiplenmiş, insanca ve özgürce yaşama hakkını bütün küresel platformlarda dillendirmiş ve onların sığınağı ve ümidi haline gelmiştir.
Batılı devletlerin söz ve eylem birliği yapmışçasına içerideki uzantılarıyla beraber Türkiye’deki sistem değişikliğine karşı takındıkları düşmanca tavır bizim açımızdan belirleyici olan etkenlerden biridir ve adeta İmam Şafii’nin meşhur sözünü hatırlatmıştır. İmam Şafii, “Fitne zamanında hak ehlini nasıl anlarız? sorusuna, “Düşman oklarını izleyin, onlar sizi hak ehline götürecektir.” şeklinde cevap verir.

Uluslararası arenada daha fazla inisiyatif kullanan ve her yönüyle gelişmekte olan güçlü bir Türkiye, küresel güçlerin menfaatlerine darbe vurduğu kadar, mazlum coğrafyalara da umut vermektedir.

Son yüz yılda halk tarafından seçilmiş hükümetler içerisinde tam özgürlük için harekete geçmek isteyen her lider veya hareket zindana atıldı veya idam edildi. Dış tehditlere karşı caydırıcı güç olması gereken ordu, milletin asker ve silah olarak verdiği gücü yine millet üzerinde tehdit olarak kullandı.

16 Nisan’da yapılması kararlaştırılan referandum paketi, koalisyon dönemlerinde; millet, ülke ve devlet olarak girdiğimiz çıkmazların, ödediğimiz bedellerin ve mağduriyetlerin bir daha ödenmemesi, halka rağmen “Halkçılık!” yapan vesayet odaklarının gayri meşru müdahale ve manipülasyon imkanını ciddi bir şekilde azaltması ve halkın hakkını halka vermesi şeklinde nitelendirilebilecek değişiklikler içermesi yönü ile bizleri sevindirirken; milliyetçilik ve laiklikle ilgili toplumu rahatlatıcı bir düzenleme içermemesi yönüyle bizi üzmüştür. Bizler herkesin inancını özgürce yaşadığı ve her etnik unsurun (Türk, Kürt, Arap, …) anadil ile eğitim ve kamu hizmetlerinden yararlanma dâhil tüm doğal haklarını özgürce kullanabildiği bir ülke özlüyoruz.

İslam coğrafyası başta olmak üzere bütün mazlumların Türkiye’den beklentilerini boşa çıkarmamanın yanı sıra daha güçlü, daha özgürlükçü ve halkıyla daha barışık bir Türkiye’ye kapı aralayacak yeni sistem için kararımız “EVET”tir.

Tüm bu nedenlerle milletimizi, bu tarihi dönüm noktasında sandığa çağırıyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

Bir Yorum Yap