HAKKIMIZDA

Bismillahirrahmanirrahim
“Allah’a davet eden, salih amel işleyen ve ‘ben Müslümanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet: 33)
Müslümanların, her zaman ve şartta ilmi ve ilim ehlini önemsemeleri gerektiğini savunur ve tüm çalışmalarımızda bunu göz önünde bulundururuz. İslam dini, ilim ehli olmayı teşvik eder ve bilmeyenlerin bilenlere sorması gerektiğini emreder. “Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.” (Nahl, 43)
Yüce Allah, elçisine; malının, makamının, soyunun değil ilminin artırılmasını istemeyi öğretmiştir. “De ki: Ey Rabbim, ilmimi arttır.” (Taha, 114) İslam, ilim ehlini ve yolunu yüceltmiş, meleklerin, kuşların ve balıkların ilim ehline dua ettiğini ve ona hizmet ettiğini bize bildirmiştir.
Bu hususun önemine binaen, Kur’ân-ı Kerîm’de müminlerin tümünün cihada çıkması yerine, bir kısmının zamanını din hakkında derin ve kapsayıcı bilgi elde etmeye ayırması istenmiştir. “Mü’minlerin toptan savaşa çıkmaları uygun olmaz. Her kabileden bir grubun dini iyi öğrenmek ve kavimleri kendilerine döndüklerinde onları uyarmak üzere geride kalmaları gerekmez mi? Olur ki böylece sakınırlar.” (Tevbe, 122)
İlmi kuşanmak ve ilmi birikimi artırmak, ilahi bir buyruk olmakla beraber kurtuluş için tek başına yeterli değildir. Müslüman, ilim elde etmekle yetinmemeli, ilmi ile amel etmeli, sahip olduğu ilmi hayatına taşımalıdır. Aklın inandığını gönül kabullenmeli ve onu yaşantısıyla somutlaştırmalıdır. Biz bunu ahlak olarak nitelendiriyor, kurtuluşu da iman ve salih amel birlikteliğinde görüyoruz.
Kur’an-ı Kerim’de ve birçok sahih hadiste iman ve salih amelin birlikteliğinin önemine sıkça vurgu yapılmaktadır. İslami davet ve tebliğ, sadece dille yapılmaz, asıl ve etkileyici olan davet, örnek bir yaşantıyla olur. Hz. Aişe annemiz Allah Resulü’nü (sas) tasvir ederken ne güzel söylemiştir: “O’nun ahlakı, Kur’an idi.”
Hasan el-Hudeybi, “İslam devletini nefsinizde/kişiliğinizde/gönlünüzde kurunuz ki, yaşadığınız topraklarda kurulsun.” diyerek Müslüman bir şahsiyetin davet konusunda atması gereken ilk adımın çerçevesini çizer. Müslüman şahsiyet bununla yetinmemelidir. Çünkü bir kişinin İslam’ı öğrenip onu sadece kendi hayatında uygulaması kurtuluş için yeterli değildir. Sahip olduğu iyiliği, hayrı ve hidayeti çevresine de yaymalıdır. Böylece Müslüman fert, davet ve tebliğ çalışmalarını içeren hareket boyutu ile donanmış olur. Yüce Allah, Hac 77-78. ayetlerde kurtuluşumuzun ibadet, cihad ve toplum yararına çalışmaya bağlı olduğunu ifade etmektedir. Biz buna ilim, ahlak ve hareket diyoruz. İşte bu anlayışla Davet ve Kardeşlik Vakfını kurduk.
Dr. Maruf Çelik
Davet ve Kardeşlik Vakfı Başkanı

İslam’ı anlamış ve onu kendine dert edinmiş fedakâr bazı âlim, düşünür ve davetçilerce 2013’te kurulan vakfımız, Müslümanların dinlerini doğru bir şekilde anlamalarını kendisine ciddi bir hedef edinmiştir.
Vakıf olarak Kur’an-ı Kerim ve Sahih Sünnet’i esas alıyor, vasat ve kapsamlı bir İslami anlayışa sahip olup tüm Müslümanları kardeş gören ümmet düşüncesini benimsiyoruz.
Yeniliğe açık, yaşadığı günün farkında ve geçmişin tecrübelerinden yararlanmayı bilen vakfımız hizmetlerini kurumsal bir anlayışla sürdürme gayretindedir. Vakfımız, sağlam karakterli fertlerin yetişmesi ile örnek ailelerin teşekkül edeceğine ve toplumda arzulanan değişimin olmasının en temel yolu olarak uzun soluklu bir eğitim anlayışının gerekliliğine inanmaktadır.
Eğitimimizin amacı; düşünce, inanç, ahlak, duygu, tutum ve davranışlarında İslam’ı esas alan Müslüman ferdi yetiştirmektir. Bu doğrultuda ferdin aklını, ruhunu ve bedenini sahih ilim ve meşru araçlar ile eğitmeye çalışmaktayız. Çatısı altında kırka yakın STK ve temsilcilik, güncellenmiş müfredatıyla İslami eğitim veren otuza yakın şark usulü medrese, kadın ve gençlik çalışmaları ile hizmetlerine devam eden vakfımız; toplumumuzda İslam tasavvurunun, adalet ve özgürlük ortamının ve ahlaki değerlerin yerleşmesi için kolektif bir çalışma yürütmektedir. Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV), İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) üyesi olan vakfımız, Müslümanların birliği ve dayanışması yolunda önemli bir hareket olmayı hedeflemektedir.

Misyon

  • “İyiliği yaşatmak, kötülüğe engel olmak” ilkesi ile toplum içerisinde hareket etmek.
  • Islah metodunu benimseyerek davette bulunmak.
  • Vasat/orta yol ve kapsayıcı İslami anlayışı toplumda yaymak.
  • “Mü’minler ancak kardeştir” ilkesi gereği, aynı inancı taşıyanlar arasındaki kardeşlik ruhunu diri tutmak.
  • Manevi ve ahlaki değerlerimizi hayatın merkezine yerleştiren İslami nesiller yetiştirmek.
  • İnsanlık onur ve şahsiyetinin korunması maksadıyla ülkemiz ve dünyamızda yaşanan hak ihlallerine karşı mücadele etmek.
  • Toplum yararına olan insani yardım çalışmalarını yürütmek.

Vizyon

  • Ülkemiz ve insanlığa hayırlı hizmetler sunan, donanımlı, fedakâr bireylerden oluşan bir birliktelik.
  • İlmi geleneği ihya eden eğitim kurumları ve çalışmaları ile topluma güven veren bir oluşum.
  • Genel tecrübeyi önemsemekle birlikte yerel dinamikleri önemseyen kurumsal bir anlayış..

Çalışma Esasları

  • Eğitim, ilk öncelikli işimiz ve temel değişim dinamiğimizdir.
  • Anlayışımızın temelini mutedil/vasat İslam anlayışı oluşturur.
  • İnananlar arasında coğrafya ve ırka dayalı sınırlar olamaz.
  • Şahıs yerine şura ve prensip merkezli bir yönetim anlayışını benimsiyoruz.
  • Gelenekten kopmadan ve yaşadığımız “an” ı yakalayarak gelecek tasavvuru oluşturmak.
  • Sloganik değil, ameli olmak. Sadece söylemi değil eylemi de önemsemek.
  • Çalışmalarda sırasıyla fert, aile ve toplum aşamasını gözeterek tedricilik ilkesini gözetmek
  • Tüm söz ve amellerimizde gayemiz ALLAH’tır.r.

Davet ve Kardeşlik Vakfı